Makaleler

PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK

Bu tür soruları siz de kendinize sık sık soruyor musunuz ? 

Başkaları sorunlarına rağmen mutluyken ben neden yapamıyorum?

Niye o hemen toparlanabiliyor da ben hala kötüyüm? Yaşamda başımıza birçok olumsuz olay gelebiliyor. Bu olayları engellememiz genelde mümkün değildir. Kimi insanlar karşılaştıkları bu zorlukları çabucak atlatıp, eski hallerine dönerken, kimileri desteğe ihtiyaç duyabiliyor. İşte bazılarını zorlu yaşam olayları karşısında esnek hale getiren bu özelliğin adı, psikolojik sağlamlık veya duygusal dayanıklılıktır. Kendini toparlama gücü, düştüğümüz yerden kalkmak, geri gelebilmek de diyebiliriz. Bu dayanıklı insanın hiç sıkıntı yaşamadığı, üzülmediği, bunalmadığı, hastalanmadığı ANLAMINA GELMEZ. Yaşamımızın birçok farklı evresinde çeşitli ‘zor yaşantılar’ geçiririz. Okul stresi, sınavlar, yeni ortamlara girmek, taşınmalar, maddi zorluklar, ayrılıklar, yeterince aile, arkadaş desteği olmaması, arkadaşlarla yaşanan sorunlar, aile içi çatışmalar, sevdiği birisinin hastalığı, ölümü gibi olayları hayatımızda bizi zorlayacak  durumlar kategorisinde ele alabiliriz. Bu zorlu yaşam olayları karşısında bedenimizin ve beynimizin bize   verdiği  bazı sinyaller bir diğer adıyla stres tepkilerimiz vardır.

Bunlardan bazıları; sürekli tedirgin ya da panik olma, kendini değersiz hissetme, öfke, gerginlik, sinirlilik, korku ve kaygılar, sürekli üzgün olma, umutsuzluk, aşırı umursamazlık, günlük aktivitelerden zevk alamama, her şeyin kontrolden çıktığını düşünme, başkaları tarafından anlaşılmadığını düşünme, dünyayı anlamsız ve boş görme, dikkat eksikliği, karar verme güçlüğü, uyku sorunları, iştah bozuklukları, baş ve karın ağrısı gibi somatik   şikâyetler. Peki tüm bunlar karşısında bizim dayanıklı olmak için neye ihtiyacımız var ? Olaylara ve genel olarak hayata ne açıdan baktığımız da orada ne gördüğümüzü belirleyen verilerden  bir tanesidir. Düşünce, duygu ve davranışlarımız bir bütün halindedir. Her biri bir diğerini etkiler. Olumsuz bir duygu durumu içerisinde olduğumuzda aklımızdan geçen olumsuz düşünceler bizi daha çıkmaza sokar ve bu da  çoğunlukla durumu  daha da zorlaştıracak davranışlar içine girmemize neden olabilir. Örneğin gireceğimiz sınavda  başarısız olacağımıza ilişkin sorgulanmaksızın kabul ettiğimiz bir düşünce, sınava çalışma motivasyonumuzu düşürür ve sonuçta korktuğumuz şey başımıza gelir. Oysa sadece olumsuzlara odaklanmak yerine durumun farklı yönlerini de aklımıza getirmek farklı duygu ve davranışlar sağlayabilir. Bir durum hakkında alternatif düşünceler üretmek aynı durumu daha gerçekçi değerlendirmeye ve yapıcı davranışlar üretmeye yardımcı oluyor. Bu ‘Polyannacılık oynamak’ değil, var olan durumun daha somut ve nesnel bir değerlendirmesini yapmaktır. Yani bir anlamda resmin tamamını görebilmek için çaba sarf etmektir.Gerçekten ne istiyoruz, hangi durumda nasıl davranıyoruz, düşüncelerimiz mi bize egemen biz mi onlara farkına varalım. Zihnimizi dengeleyelim. Başarısızlıklarda kahrolmak yerine, nedenleri ve kendi adımıza neleri yanlış yaptığımızı düşünelim.

Bunları öğrenmeli, en azından buradan gol yememek için tedbirler almalıyız. Zorluklar gelmeden kaynaklarını belirmeli ve acil durum planı yapmalıyız. Yani maçı önceden kafamızda oynamalı ve bir eylem planı oluşturmalıyız. En zor durumlarda size nelerin iyi geldiğini tespit etmeye çalışın. Örneğin en son ne zaman kötü bir şey yaşadınız? Bununla nasıl başa çıktınız? Sizi zorlu zamanlarda ayağa kaldıranın ne olduğuna odaklanın. Zorlukları ve krizleri aşılmaz dağlar olarak görmeyin ve baştan enerjinizi düşürmeyin. Bu zorluklar her zaman olacak. Bunu bilin. Buraya kadar nasıl geldiğinizi, başardıklarınızı düşünün ve pes etmeyin. Psikolojik sağlamlığın en temel öğelerinden biri de umuttur. Olumsuz bir durumla baş başa kaldığınız zaman bu durumun yakında geçeceğini düşünün. İlerideki güzel günleri umut etmek hem moralinizi yükseltecek hem de değişim için sizi harekete geçirecektir.

Bugüne kadar iyi kötü çok şey yaşamış olabilirsiniz, bahtsız veya tüm olumsuzlukları çektiğinizi de düşünebilirsiniz. Ancak unutmayın, aslında hepimiz hayatın farklı yolları aracılığıyla aynı zor durumları hissedeceğimiz yollardan geçiyoruz, yalnız değilsiniz. O nedenle bu algıdan çıkın ve sunu kendinize hatırlatın: “Bizi hayatta ilerleten deneyimlerimizin ne olduğu değil, onlarla ne yapmayı seçtiğimizdir. Zihni güzel günlere programlayalım. Güzel hayaller kurmak hayat motivasyonumuzu artırdığı gibi, endişeli halimizi rahatlatarak zihnimize bir denge verir. Gerçekten istediğiniz şeyi bulun ve ona sımsıkı tutunun. Hiçbir şey yalnızlık hissi kadar kötü ve yıkıcı değildir. Bu histen kurtulmak için yapabileceğimiz en etkili şey bizi anlayan ve bize ilgi gösteren kişilerin desteğini ve onların varlığını hissetmek için onlara daha yakın olmaktır. Yalnız kaldığınız zamanı azaltın. Kısacası psikolojik sağlamlığı destekleyen size iyi gelen rutinleriniz olsun.

Size iyi gelen kişileri, kitapları, şarkıları ve filmleri yakınlarınızda bulundurun. Bunları rutinleriniz haline getirin ve bu rutinlerin size umut, iyimserlik ve yaşam becerisi sağlıyor olduğuna dikkat edin. Bunları tek bir defa yapmak değil, hayatınızın bir parçası haline getirmeye çalışın. Kısacası hepimizin bir şarkısı var, bestesi sevinçlerimizden, hüzünlerimizden ve deneyimlerimizden oluşan her notasını özenle yazdığımız bu şarkının adı hayat. Bazen çok zorlasa da şartlar bizi, bazen çok yıpratsa da şarkımızı söylemeye hep devam edebiliyoruz çünkü biz nefes aldığımız sürece verdiğimiz mücadeleyle yaşamaya devam ediyoruz. Kendimiz için yaşıyor ve hayatımızı her adımda kendimiz şekillendiriyoruz. O nedenle insanların ne düşüneceğine göre hareket etmek yerine kendini gerçekten mutlu eden şeyleri yap. Demiştik ya bu senin kasetin yani senin hayatın çalan şarkı ise sensin. Başkalarına beğendirmek zorunda değilsin, sadece çal.

Teknofen Koleji Okul Psikolojik Danışmanı Başak AVCI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir